Biyografi - Sebnem Ferah
Ana Sayfa

Anasayfanız Yapın!  |   Favorilere Ekleyin!

 
  Giriş ve Kayıt Ol

         

Kategoriler
          Program,Driver(Istek)
          Araçlar
          Antivirüsler
          Grafik - Resim
          Internet
          Masaüstü
          Iş/Ofis
          Oyun
          Ses - Video
          Web Araçları
          Msn ve Araçları
          mIRc Scriptler
          Program Ekle
       -   Ek Hizmetler
          Iletişim
          Reklam Verin
Linkler
Sizde Linkinizi Ekleyin

indir
Sohbet
indir
indir
indir
program indir

En Yeni 30 Dosya
  Lord of the Rings; The Battle for Middle Earth 2
  3GP Converter
  1st Video Converter
  1Click DVDTOIPOD
  1Click DVD Ripper
  1Click DVD Movie
  123 Video Converter
  123 DVD to Zune
  123 DVD Converter
  YouTube Video Grabber
  Xilisoft Video Converter
  WMV to AVI DIVX VCD DVD MPEG Converter
  WMA To MP3 Converter
  WMA Converter
  WinMPG Video Convert
  Ultra Mobile 3GP Video Converter
  Super DVD Creator
  Storm
  Star Video Converter
  Star Divx Converter
  Star ASF Converter
  RM to MP3 Converter
  RM To AVI VCD SVCD DVD MPEG Converter
  River Past Video Cleaner Pro
  Power MP3 WMA Converter 2008
  MyVideoConverter
  MPEG To AVI DIVX VCD DVD Converter Pro
  MainConcept MPEG Encoder
  ImTOO Ripper Pack Platinum
  ImTOO Ripper Pack Gold
Rastgele Biyografi
· Senol Gunes - (5781 okuma)
· Resat Nuri Guntekin - (52223 okuma)
· Durmuş GÜnen - (173 okuma)
· Gokdeniz Karadeniz - (10205 okuma)
· Aziz Nesin - (17734 okuma)
· Devrim Kaya - (5910 okuma)
· Alİ Sal - (2406 okuma)
· Tolga Yasin Akçay - (12567 okuma)
· Özge Özpirinçci - (13571 okuma)
· Ahmet Kaya - (16160 okuma)

Biyografi Tanıtımına Hoşgeldiniz

 
Biyografi başlıklarında ara  |  Tanıtımlarda ara
[ A |  B |  C |  D |  E |  F |  G |  H |  I |  J |  K |  L |  M |  N ]
[ O |  P |  Q |  R |  S |  T |  U |  V |  W |  X |  Y |  Z ]


[ Biyografi Tanıtımı Ana Sayfa ] [ Tüm Biyografiler ] [ Biyografi Ekle ] [ Rastgele Biyografi ]

Programtr(Ptr) , Sebnem Ferah Biyografisi - Hayatı - yaşamı - sanatçı hayatı

Sebnem Ferah


 


12 Nisan 1972de doğdu.
Koç burcu
Şebnem Ferah ilkokulu Yalovada okuduktan sonra Bursa Kolejinde 7 sene yatılı ve Orta Doğu Teknik Üniversitesinde 2 sene ekonomi öğrenimi gördü.
1996 yılında ilk albümü Kadıni çıkaran sanatçı 1999 yılının yazında ikinci albümü olan Artık Kısa Cümleler Kuruyorumu çıkarttı.
Aradaki üç sene içersinde aralarında Müzeyyen Senar, Sezen Aksu ve Haluk Levent gibi büyük sanatçıların albümlerine vokalleriyle katkıda bulundu.
Dinleyici kitlesini Lise ve Üniversite gençliği oluşturmaktadır.
En sevdiği yemekler : Yaprak dolması spagetti
Favori içeceği : Kola ve su
Favori restoranı : İskele balık restoranı
Favori tatil yeri : Bodrum


KIRMIZI RUGAN AYAKKABILAR
Kırmızı rugan ayakkabılı kız, bir tatil kasabasında doğmuştu.
Ailesi Yalovaya Üsküpten gelmişti. Tam bir sokak çocuğuydu, deli kız… Dersleri de iyiydi ama, okul dönüşü önlüğü atıp top peşine koşanlardandı. Öğretmen olan babası bağlama, mandolin, piyano çalar, arada annesiyle düet yapıp Rumeli türküleri söylerlerdi.
Küçük Şebnemi müzisyenliğe sevk eden, biraz da ailedeki müzik sevgisi oldu.
İlkokulu bitirince Bursa kolejine yatılı kaydoldu. 13 kızla bir arada kaldığı yatakhanesinde tek mutluluğu müzik dinlemekti. Ablası evde Abba dinlerdi. Okulda volkmeninin kulaklığında ise Bon Jovi gibi popüler rockçılar vardı. Artık kararını vermişti:

ŞARKI SÖYLEMEK İSTİYORDU
Lise 1de Yalovadaki bir akrabasına bisikletini verdi, gitarını aldı. Şimdi deli gibi gitar çalıyor ve İngilizce şarkı sözleri yazıyordu.
Yatılı okuldan izinli olduğu Çarşambaları akustik gitar dersleri alıyor ve hafta sonları Yalovadaki odasında klasik gitarı ve küçük keyboarduyla Scorpionsun Still Loving Yousu gibi balatları çalmaya çalışıyordu. O yıllarda bir Londra gezisinde Sohoda bir müzik mağazasından Seth Riggsin CD ve kitaplarını aldı. Riggs, Madonnadan, Pavarottiye kadar pek çok müzisyen yetiştirmişti. Onun CDlerinden gırtlağını nasıl kullanması gerektiğini öğrendi. Hâlâ her konser öncesi Seth Riggsin CDleri ile etüd yapmadan sahneye çıkmıyor.




VOLVOX DÖNEMİ
Lise 2de Bursadaki bir stüdyoda kiralık enstrümanlarla ilk grubunu kurdu:
Pegasus.
1987de Bursada düzenlenen bir rock festivalinde ilk kez sahneye çıkıp şarkı söyledi. "Mükemmel bir histi."
Henüz 15 yaşındaydı.
Bir süre sonra Pegasus dağıldı. Şebnem, birlikte müzik yapacağı grupla arkadaş olmanın önemini keşfetmişti. O yüzden yeni grup için en yakınlarını topladı. Gitarcı Duygu, davulcu Gül, basçı Ebru bir de keyboardcu bulup birleştiler. Bu, Türkiyenin kadınlardan kurulu ilk rock grubuydu.
Aradıkları ismi biyoloji dersinde buldular:
Volvox (Latince ütün Sesler)

MUTSUZ SÖZLER
"Hafta sonları eve gittiğimde odama kapanıyor, yemek bile yemeden çalışıyordum. Kafamda bir şeyler çalıyor, içimden sesler geliyordu. Onları mırıldanarak teybe kaydediyordum. Notist değildim henüz, teyptekileri arkadaşlarımın anlayabileceği şifrelere döküyordum. Sonra gitarımla çalıp, üzerine İngilizce söz yazıyordum. Karanlık, mutsuz sözlerdi çoğu… Ya içimden öyle geliyordu, ya da dinlediğim yabancı parçalardan kulağıma yapışmış klişelerdi. Rock raconu öyleydi yani…"
"Yarınlar kadar yakın içimde fırtına
Bu dalgasız deniz durgun aldatır inanma
Yaslanıp gururumun kambur sırtına
Kendime rağmen durmam basar giderim"

ODTÜ ÖĞRENCİSİ
80lerin sonunda ODTÜ Ekonomiyi kazanıp ablasıyla birlikte "Çok mutlu zamanlarım geçti" dediği Ankaraya yerleşti.
Artık yatılı okulun ancak volkmenle müzik dinleyebildiği kısıtlı ortamından kurtulmuş, teybinin sesini dilediği kadar açıp, gönlünce gitar çalabileceği bir mekâna ve sosyal faaliyeti yüksek bir okula kavuşmuştu.
Bu arada amatör gruplarda şarkıcılık yapan konservatuarlı Özlem Tekinle tanışmış, onu da Volvoxa katmıştı.
Ama grubun diğer üyeleri İstanbuldaki üniversitelere gitmişti. Volvox 1,5 yıl hiçbir yerde çalamamış, dağılmaya yüz tutmuştu. Şebnem için karar vakti gelmişti:
Ekonomist olmak istemiyordu, oysa şarkıcılıkta yol katetmeye müsait olduğunun farkındaydı.
"Hayır, sen hiç korkma/yarın senin yanında/yeniden koş yollarda/durma, durma!"
Kararını verdi. İkinci sınıfın sonunda ODTÜyü bırakıp, Ankaraya emekliliğinde dönmek üzere veda etti ve İstanbula, müziğin kollarına koştu.

KEMANCI DÖNEMİ
İstanbul barlarında rock furyası yeni başlamıştı. 18 yaşlarında dört kız, Sıraselvilerde Kemancıda, Ortaköyde Sis Barda, arada Ankarada şimdiki Manhattanda, A-Barda haftanın beş günü sabaha kadar çalıyorlardı. Yorgunluktan perişan, ama mutlulardı. Müzik yapıp kiralarını ödeyebiliyorlar, bir yandan da sahne performansını, disiplinini, dinleyiciyi ısıtmayı öğreniyorlardı.
Ancak, iki yıl sonra bu tempodan yoruldular. Volvox, sekiz yaşına gelmişti. Sahnede aynı (cover) şarkıları söylemekten ne kendilerini yenileyebiliyor ne beste yapıp söz yazabiliyorlardı.
1994te dağıldılar. Özlem Tekin ayrılıp bir albüm yaptı. Şebnem de artık kendi şarkısını söylemek istiyordu.

SEZEN DEVREDE
Beklenen fırsat tam bu aşamada kapıyı çaldı.
Hazırladıkları İngilizce sözlü bir demo, TRTde Kokteyl programında yayınlandı. O klipte gitar çalıp vokal yapan Şebnem, Sezen Aksunun dikkatini çekti. Sezen "Bulun bu kızı bana" dedi. Kız bulundu. Sezenin albümünde vokalistlik yaptı. Lâkin o, rock yapmak istiyordu. İyi de nasıl?
Şebnemin de okuduğu Lanet gibi fotokopiyle çoğaltılan fanzinler aracılığıyla yeraltında üreyen bir rock kültürü varsa da, Türkçe rock bugünkü kadar popüler değildi.
O dönem iki gelişme rockçıların önünü açtı:
Biri Metallicanın İstanbuldaki stadyum konserinde gördüğü muhteşem ilgiydi. Metallicayı bile şaşırtan bu ilgi büyük bir potansiyelin işaretini verdi.
İkinci gelişme ise Batılı dev müzik firmalarının Türkiye pazarına girmesiydi.
Şebnem, tam bu gelişmelerin ortasında, hem de donanımını tamamlamış, çevre edinmiş olarak, çantasında bestelerle hazırdı.




İLK ALBÜM
Raksta Sezen Aksu ve Onno Tunça Deli Kızım Uyanı dinletti.
Bir gün odasına kapanıp yatağına oturmuş ve bu şarkıyı üç dakika içinde hem bestelemiş hem de sözünü yazmıştı. Gitarla en ilkel halinde çaldı:
"Deli kızım uyan/Söylenenler yalan/
Deli kızım uyan/bir tek sensin duyan."
Harikaydı. Sezen, Şebnemi karşısına oturtup söz yazarken teknik anlamda nelere dikkat etmesi gerektiğini anlattı, birkaç müdahale yaptı; işte tamamdı. Hazır olan 4-5 şarkıya hiç dokunmadan albüme giriştiler.
"Benim müzikal anlamda aldığım ilk kıymetli hediyedir. Buna prestij albümü olarak bakıyorlardı. Ben iyi şarkı söylediğimi biliyordum.Yaptığım şeye inanıyor, güveniyordum. Ama satılır mı satılmaz mı, belli olmazdı. Yoktu hiç örneği. Benden biraz önce Özlem çıkmıştı ama benimki başka bir kulvardı. Hiç daha önce böyle bir şey yapılmamıştı, dolayısıyla maddi bir risk alıyorlardı."
Boşuna yaşanmamış
Çocukken harçlıklarından, sonraları konserden kalan zamanlarından kısıp çalıştıkları stüdyo emirlerindeydi artık…
İskender, Hakan, Demir, büyük bir şevk ve enerjiyle işe koyuldular. Beş ay gece gündüz çalıştılar. "Teknik anlamda da çok başarılı bir albüm oldu. İlk kez davul ve bas sesi duydu Türkiye…"
Sonuç, inanılmazdı:
Kadın, 400 bin sattı.
24 yaşında, hem de taviz vermeden hedefine ulaşmıştı Şebnem... Artık yolu açıktı. Altı yıl sonra dördüncü albümüne Deli Kızım Uyanın ikinci bölümünü şu sözlerle yazacaktı:
"Çok parçalandım/ parçalandıkça çoğaldım diye inanmazsam/
Nasıl yaşarım, nasıl yaşarım?
Hiçbir şey boşuna yaşanmamıştır diye inanmazsam/
Nasıl yaşarım, nasıl yaşarım?"


OLGUNLUĞA DAİR
"Acılardan öğrendim müziğe verdim"
Ablandan 11 ay sonra depremde babanı kaybettin. Uzun bir aradan sonra döndüğünde, sözlerin çok daha olgunlaşmış bir kadının sözleriydi.
Deprem sonrası bomboş geldi her şey... Hiçbir şey yapmak gelmedi içimden… Babam, hayatımın çok önemli bir karakteriydi. Depremde onunla birlikte mahallem de gitti. Ben hangi sokakta top oynuyordum diye gidip bakmak istesem artık yok öyle bir şey. Böyle şeyler yaşadığında tabii müziğine de yansıyor bu... Bir süre sessiz durdum. Ne oluyor diye anlamaya çalıştım. Ama müzik bunu atlatmama yardımcı oldu. Sonra onu bir şekilde üretime çevirebildim. Hatta, garip bir denge ama, müziğime, insanlığıma çok şey kattığını düşünüyorum. Acı, insana kısa zamanda çok şey öğretiyor.
"Sevgilim ve dostum; babam, oğlum…/ arkadaşım, aşkım; her şeyimdin sen" diyen sözlerle döndün. O deli kız, hızla büyümüştü sanki…
Çok hızlı olgunlaşıyor insan… Ve yalınlaşıyor. Ablamın hastalığı çok uzun sürdü. Evde kahkaha attığım zaman kendimi kötü hissederdim. Böyle bir gençlik dönemi yaşadığın zaman sorumluluk duygun o kadar ağır basıyor ki, içinden deli doluluk gelse de yapamıyorsun; bir tarafın hep nahoş bir şey düşünüyor. Ben yeni yeni Ya Şebocum gül biraz diyorum kendi kendime. ..
 

Can dündar


 
80’ li yılların sonunda henüz yeterince erkek grubu yokken, biri Ankara’ lı Spinners(punk), biri de Bursa’ lı Volvox (heavy metal) olmak üzere tamamı kızlardan kurulu 2 guruba sahip olan Türk piyasası, her ne kadar her 2 gruba da gereken ilgiyi göstermemiş olsa da, bu gruplar kendi çabalarıyla konserler düzenlemiş ve demolar çıkartmışlardır
Bu gün içimizde küçük bir kitle Volvox’ dan haberi olmadan, bir kez dahi dinlemeden, Şebnem’ i Volvox’ u bırakıp Türkçe rock yapmakla suçluyor. E, suçlamayı yapanlara bakınca, suç da suç olmaktan çıkıyor. Volvox’ u yakından bilen ilk konserlerinden bar programlarına kadar takip eden ve dahası şebnemi o günlerden beri tanıyan biri olarak şebnemin kendine çizdiği yolu gayet haysiyetli ve doğru bulu yorum. Artık gereksiz küçük insan topluluklarına kendini uzun uzun anlatmak yerine kusa cümleler kurmak istemesini de gayet doğal buluyorum.
Ilık(ne ılığı düpedüz sıcak) bir haziran akşamı, yıllardır röportajlarda bir araya gelmeyen ÇAĞLAN- AYSIN-ZARİFE röportaj timi bir araya geliyor ve en güzel sorularını geçtiğimiz günlerde “artık kısa cümleler kuruyorum ”adlı albümünü çıkaran Şebnem Ferah’ a sormak üzere Şebnem’ in Arnavutköy deki evinin kapısını çalıyor.
Şebnem küsel yemekleriyle bizi besledikten sonra, salataya sarımsak koyunca süper olduğundan, kendisinden, müzikten ve planlarından bahsediyor. Sonra dev ekranlı televizyonunun bulunduğu odaya geçiyoruz ve röportaj başlıyor.
PİYASA, İLK ALBÜMÜN “KADIN” I ÇIKARDIĞINDA NASILDI, BUGÜN NASIL?
Genel olarak müzik piyasası daha hareketliydi, sanırım daha çok albüm satılıyordu. Şu anda çok durgun olduğu söyleniyor. Ama bunun yapılan müzikle doğru orantılı olduğunu düşünüyorum. Yani insanların almaya değer görmedikleri bir şey çıkmıyorsa, tabii ki almayacaklardır. İyi albüm çıktığında satıyor. Sadece, bundan beş sene önce olduğu gibi çıkan her albüm satmıyor. Buda bence gayet yerinde bir gösterge, garip olan beş yıl önce çıkan her albümün 500 bin satmasıydı. O öyle bir dönemdi, geçti. Şimdi gerçekten kendine ait tarzı olan insanların albümleri tutmaya başladı.
PEKİ BU ALBÜMLE BİRLİKTE HAYATINDA DEĞİŞEN BİRŞEYLER OLDUMU?
Hayatımda çok bir şeyi değiştirmedi çünkü bu hep yapmak istediğim bir şey di. Bunu somut olarak yapmaya başladım, yani eskidende müzik yapıyordum, şimdi sadece bir tanede albümüm olmuş oldu. Aslında çok ciddi bir değişiklik çünkü elinde tutabileceğin bir şey oluyor. Hayatımı yaşamam açısından yada eskiden beri sahip olduğum birtakım fikirler açısından çok şey değişmedi. Daha doğrusu bende elimden geldiği kadar çok şeyi değiştirmemeye çalışıyorum. Çünkü beste yapmak için, söz yazmak için eskiden nasıl yaşıyorsam yine aynı şekilde yaşamak istiyorum.
İLK ALBÜMÜN KA SATMIŞTI
400 bini geçti. 40 bin civarında da CD
HANGİ PARÇANIN KLİBİYLE PATLADI ALBÜMÜN SATIŞI?
“Yağmurlar”la. Aslında herhangi bir parçanın klibiyle satışlar biranda 3 katına filan çıkmadı. İlk klip çıktığında hemen o hafta çok iyi bir satış grafiği başladı. Ama “yağmurlar” çıktığında onun iki katı oldu. O sıralarda zaten “bu aşk fazla sana” radyolarda en çok yayınlanan parça haline gelmişti. Ve bu albüm hala satılıyor. Zaman içinde çok satıldı ve sevildi, 3 yıl önce olmasına rağmen. Bazıları bir gecede meşhur olup, ertesi gün sokağa çıkamıyor. Ben hiç böyle bir şey yaşamadım. Benim albümümün satışını en çok etkileyen konserler oldu.
BEKLİYORMUYDUN BU KADAR ÇOK SATMAYI?
Sayı üzerinde düşünmemiştim ama açıkçası diğerlerinden ayrılacak bir albüm olacağını biliyordum. Kendimi bildim bileli hayatımın en büyük kısmını şarkıcılığa, şarkı sözü yazmaya ve beste yapmaya ayırdım. Daha az emek harcanarak yapılan başka albümlerle karşılaştırdığın zaman arada bir fark olması çok normal. Ayrıca çok samimi bir albüm yaptım. İstanbul”a geldiğimden beri bir takım albüm teklifleri alıyordum. Eğer acele edip onlardan birini kabul etseydim , istediğim müziği yapamama tehlikesi ile karsı karşıya kalabilirdim. Dolayısıyla da gerçekten içimden geldiği gibi yapma şansım olana kadar beklemeyi tercih ettim. 



VOLVOX ZAMANI İNGİLİZCE ŞARKI SÖZLERİ DE YAZIYORDUN. ALBÜM İÇİNMİ TÜRKÇE YAZMAYA BAŞLADIN YOKSA BUNDAN ÖNCE TÜRKÇE”YE YÖNELMİŞMİYDİN
Ondan önce başlamıştım. Birçok insan bana “Güzel şeyler yapıyorsun ama yaptığın şeyi başkalarıyla paylaşma niyetin varsa Türkçe yapman çok daha akıllıca” diyordu. O zaman bana küfür gibi geliyordu bu. Geçmişi yabancı müzikle dolu olan bütün müzisyenler böyle bir dönem yaşarlar. Sonra öyle bir döneme giriyorsun ki
Türkiye de yaşayan insanların ingilizce yapması komik geliyor. Müziği ne için yaptığını kavraya bilmek hayatında her açıdan gelişmiş olmayı gerektiriyor. Eğer iletişim bunun büyük bir parçasıysa , hiç olmazsa yarısıysa o zaman Türkçe yapmak çok daha mantıklı geliyor


BU ALBÜMDE SESİN İLK ALBÜMDEKİNDEN DAHA FARKLI DUYULUYOR

İlk albümde herkes sesimin renginin farklı çıktığını söylüyordu. Aynı duyguyu bende yaşıyorum. Altyapı acayip doluydu; kesişen o kadar çok frekans vardı ki , kendi sesimi kendi duymak istediğim gibi duymuyordum. Bu albümde en çok önem verdiğimiz şeylerin başında, sesimi, boş bir odada nasıl duyuluyorsa o şekilde duyurmak geliyordu. Onun için de altyapı mümkün olduğunca sade tuttuk.

ON ŞARKIDAN SADECE BİRİNİN SÖZ MÜZİĞİ SAN AİT DEĞİL("YORGUN" KURBAN DAN DENİZ YILMAZ A AİT). BAŞKA BİRİNİN PARÇASINI SESLENDİRMEK, YANİ SADECE
YORUMCU OLMAK NASIL BİR DUYGUYDU SENİN İÇİN?

Parçayı dinletti, hoşuma gitti. Normalde birinden parça almak çok da yakın bir şey değil bana. Ama parçanın sözlerini ,müziğini çok sevdim. Bir parçaya bu şekilde hayat veriyorsun,artık o senin şarkın oluyor. Buda heyecan verici.

TÜRKİYE”DEKİ SANAT-SANATÇI KAVRAM KARMAŞASI YÜZÜNDEN KENDİNE SANATÇI DEMEYE ÇEKİNDİĞİN OLUYORMU?*

Oluyor oluyor!çoğu zaman bir sürü “sanatçıyla” ismimin aynı anda anılmasından rahatsız oluyorum. Bence bir şeyin ne kadar değer taşıdığını anlamak için biraz zaman tanımak gerekiyor. Sanatın ,içinde barındırdığı değerle ve tabii dolayısıyla da zamanla doğrudan ilişkili olduğunu düşünüyorum.

VOLVOX ŞEBNEM’LE ŞEBNEM FERAH ARASINDA FARK VE DEĞİŞİKLİKLER VAR MI?

O zamanda duygularımla hareket eden biriydim. Ne yapmak istiyorsam onu yapmak için kendime şans tanımaya çalışıyordum, içinde bulunduğum koşullara rağmen . Şimdide aynı şekilde davranıyorum. Duygularıma, hissettiğim şeylere değer verip neyi doğru hissediyorsam onu yapmaya çalışıyorum. Çok şey değiştiğini söyleyemem. O zaman bile daha yeni gitar çalmaya çalışırken beste yapıp insanların onu beğenmesini seviyordum. Şimdide aynı şekilde. Birtakım şeylerde de tabii ki çok değişti. Çünkü bir defa büyüyorsun. Zaman içinde kendime vakit ayırmayı öğrendim çok. Ve kendimle baş başa kaldığımda da daha çok yakınlaştım her şeye.

İLK GRUP KURDUĞUN ZAMANIN GÖZLERİYLE BUGÜNÜN ŞEBNEM’İNE BAKABİLİYORMUSUN?

O zamanlar ben böyle bir şeyi hayal etmiyordum. Yani hayal etmiyorum derken, “şimdi gitar çalıyorum,çünkü 10 yıl sonra albümleri olan bir şarkıcı olacağım” şeklinde davranmıyordum. O zaman gitar çalmayım öğrenmek istiyordum ve gitar çalıyordum. Gitar çalmayı öğrenince parça yapmak istiyorsun. Parça yapınca birileriyle onu paylaşmak istiyorsun. Bunlar sıralanan sebepler ve sonuçlar. Bir şarkıcı olmak istediğimi biliyordum. Hayatımdaki en uzun vadeli plan ve yaptığım her şeyi bunun için yaptım. Kendimi ne şekilde besleyebiliyorsam o şekilde beslemeye çalıştım. Gitar çalmayı öğrenmem, küçükken piyano dersi almam ve müzik konusunda kendimi geliştirmeye çalışmamın altında hep bir gün iyi bir şarkıcı olmam sebebi yatıyordu. Dolayısıyla o günkü hayallerimle pek ters düşmüyor.

VOLVOX DÖNEMİNDE YAPTIĞIIN BESTELER VE ŞARKI SÖZLERİYLE BUGÜNKÜLER OLDUKÇA FARKLI. SEN BUNU NEYE BAĞLIYORSUN?

Çünkü o zaman 17 yaşındaydım. Şimdi 27 yaşındayım, tabii ki farklı olacak. Bu benim doğal kendi doğal gelişme sürecim ve bu bana normal geliyor. Bundan 10 yıl sonra bugünden farklı olmasını da aslında tercih ederim. Kendi içinde tutarlığa sahip olmasını ama büyüyorsam ve geliştiğime inanıyorsam da onları da gösterebilmeyi tercih ederim. O zaman ben duyduğum ve gördüğüm herşeyi yapmaya çalışıyordum.

MÜZİK KARİYERİNE BAŞLADIĞINDA VOLWOXLA HANGİ NOKTAYA GELMEYİ PLANLIYORDUN?İLERİDE SOLO ÇALIŞMALAR YAPMAK AKLINDA VAR MIYDI?

Ya şunu hissediyordum; Volvox la çalışırken üretim açısından her şeyi ben yapıyordum ki , bunun bu şekle gireceğine emindim. Ama volvox ta çaldığım dönem hayatımın en zevkli dönemidir. Hayatta hiç bir şey bana daha büyük zevk vermedi. Dolayısıyla onlarla birlikte bir kariyer edinebilmeyi çok isterdim. Onun hala da çok özel bir grup olduğunu düşünüyorum. Volvox u kurduğumuzda da biz 17 yaşında filandık. 23-24 yaşına geldiğinde bile hayata bakış açınla ilgili çok şey değişmiş oluyor. Başkası için o an okulu çok önemli oluyor, bir başkası için sevgilisi çok önemli olabiliyor. Bütün bunların çok erken yaşta birlikte müzik yapmaya başlayan bir grup için hala devam etmesi çok zor,çünkü kendin kendinle ilgili gerçeklerle de karşılaşıyorsun. Şimdi bir grup kuracak olsam nasıl insanlarla çalışmam gerektiğini biliyorum artık ama o zaman en yakınımda kim varsa onunla birlikte çalışıyorsun. Çok özlüyorum ama böyle sonuca ulaşacağı kesindi. Ben o süre içerisinde hayatımda müzik dışında hiçbir şeye yer vermedim. Hayatım müzik etrafında dönüyor.

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞU:VOLVOX DAĞILMA AŞAMASINDA OLDUKÇA FAAL BİR GRUPTU. HATTA KASET YAPMA AŞAMASINA GELMİŞTİ. BU TEKLİF GRUP ELEMANLARINA CAZİP GELMEDİ Mİ?

Cazip gelmemek değil, bu sorumluluk olayı. Bugün konuştuğumuz her şeyi düşünün. Bu kadar şeyi 4 kişinin aynı oranda sorumluluk duygusuyla sahiplenmesi mümkün değil. Mesela benim açımdan bakacak olursak; ben müzikal olarak oluşturacağım herhangi bir şeyin başkaların benden daha az sorumluluk gösterdiği için zarar görmesine asla katlanamam. Mümkün değil, böyle bir şey yok. En çok bu yüzden solo albüm yapmaya karar verdim. Bir şey olacaksa hatasıyla sevabıyla benim olmalı. Başkasının yaptığı bir hatanın benim hayatıma etki etmesine hiç dayanamıyorum. En faal dediğin dönemde barda çalışıyorduk. Haftada 4, bazen 5 gece sahne alıyorduk ve bu yaratıcılığı öldürüyordu. Ben buna kendi adıma dur demek istedim. Bu noktadan sonra barda havaya şarkı söylemek insanı tatmin etmiyor. Ben artık kendi şarkılarımı söylemek istediğimden çok emindim.

SON ALBÜMÜN YAPIM AŞAMASINDA ETKİLENDİĞİN ŞARKICI VE GRUPLAR OLDUMU?

Benim son zamanlarda çok kendime yakın hissettiğim Skunk Anansie oldu. Ve kadının şarkıcılığından çok hoşlanıyorum. Alanis Morissette, Tori Amos ve Bjork gibi şarkıcıların da bireyselliğinden çok hoşlanıyorum.

HER KLİBİNDE FARKLI BİR YÖNETMENLE ÇALIŞIYORSUN. BUNUN SEBEBİ VAR MI, TOKSA TESADÜF MÜ?

Hayır, tesadüf değil. Meltem CUMBUL,Özlem TEKİN ve Sezen AKSU. Üçünün de görüntü kalitesini çok beğenmiştim. "Bugün"ün klibi için yapmak istediğim basit ama görüntü kalitesi çok yüksek bir şeydi. Dolayısıyla o ilk aklıma isimlerdendi. Diğerleri ise Umur TURAGAY (" Vazgeçmem Dünyadan") ve hazım BAŞARAN (" Yağmurlar") dı. Hazım la tarihlerimiz uymadı ve o sırada Levent le tanıştım. Çalışırsak iyi bir sonuç çıkacağı hissine kapıldım. Bu elektrik meselesidir. Onun için denemek de istedim. Değişik insanlarla çalışmayı denemeyi seviyorum.

EN ÇOK HANGİ KLİBİNİN SONUCUNDAN MEMNUN KALDIN?

"Vazgeçtim Dünyadan", "Yağmurlar" VE "Bugün" arasında seçim yapamıyorum. Albüm çıktıktan çok sonra çekilmiş olan "Fırtına" ve Bu aşk fazla sana"nın klip bütçeleri daha azdı. O yönetmenler de ellerinden geleni yaptılar ve değerli olduklarını düşünüyorum. Ama fikir olarak da, seyrederken etkilendiğim de başta söylediğim klipler.

KENDİNİ NASIL KATEGORİZE EDİYORSUN?

Kendimi bir yere dahil etmek çok zor. Ama benim bir tarzım var. Yani kendime özgü bir tarzım olduğuna eminim. Duyulduğunda "bu Şebnem

 in bestesi" denilebileceğine de eminim.

Çağlayan Tekin
Aysın Önen
Zarife Öztürk
Bu röportaj NON-SERVİYAM dergisinden alınmıştır




Eklenme Tarihi : 2007-03-08
Gönderen : inndir
Hit : 46307
[ Geri Dön ]  [  Arkadaşıma Gönder ]  [  Yazdır ]
Copyright © Program Indir - Programtr.oRg

Gizlilik Politikası |  Bize Ulasin | Reklam Verin |  Tavsiye Edin
Web sitemiz
PHP-Nuke (© 2003) kodlarına sahiptir. PHP-Nuke GNU/GPL lisansı altında dağıtılan ücretsiz yazılımdır
Tema Tasarım Yapımcısı:
Melik Uçar






Yasal Uyarı : Programtr.org Tanıtım yazıları ile ilgili sorumluluk kabul etmemektedir. Kullanacağınız yazılımları yasal çerçeve içerisinde kullanmaya özen gösteriniz. Bunun dışındaki hiç bir kullanım tarzı Programtr.org tarafından desteklenmemektedir. Programtr.org adresine eklenen programlarda telif hakları göz önünde bulundurularak eklenmiştir. Programları veya programı bilgilsayarınıza kurmadan önce Virüs testinden geçiriniz!